Göz Kapağı Hastalıkları

Göz kapaklarımız neden önemlidir?

Göz Kapağı Hastalıkları; Göz kapakları, gözün korunmasında görevlidir. Gözü yabancı cisimlere karşı korur. Gözyaşının, gözün en dış yüzeyinde yer alan kornea ve konjonktiva tabakaları üzerinde homojen dağılmasını sağlar ve göz yüzeyinin kurumasını önler. Ayrıca göz bebeği ile birlikte göze gelen ışık miktarını düzenler.

En sık görülen göz kapağı hastalıkları nelerdir?

Göz kapağı hastalıkları doğumsal (konjenital), edinsel (akkiz), iltihabi veya tümöral olabilir. Bazı sık görülen göz kapağı hastalıkları belirtiler ve tedavi yöntemleri aşağıda özetlenmiştir.

Göz kapaklarınn yapısı

Göz kapaklarının yapısında başlıca 7 tabaka bulunur.

  • Cilt ve cilt altı bağ dokusu
  • Kapakların kapanmasından sorumlu kaslar
  • Orbital septum
  • Orbital yağ
  • Kapakların açılmasından sorumlu kaslar
  • Tars
  • Konjonktiva

Göz kapağı cildi, vücudumuzdaki en ince cilttir ve diğer bölgelerin aksine cilt altında yağ dokusu bulundurmaz. Cilt ve cilt altı bağ dokusunun hemen altında, göz kapaklarının kapatılmasından sorumlu orbikülaris okuli kası yer alır.

Göz açıklığını halkasal olarak sarar ve yerleşim yerine göre pretarsal, preseptal ve orbital bölümlere ayrılır. Aynı zamanda, göz açıp kapatma sırasında, gözyaşının emilimine katkı sağlar.

Orbikülaris kasının derininde, göz kapaklarının kirpikli ucundan üst kapakta yukarı, alt kapakta aşağı doğru uzanan, sert tars dokusu bulunur. Kapaklar için iskelet görevi görmenin yanısıra gözyaşının lipid (yağ) tabakasını üreten meibomian bezlerini de barındırır.

Tarsın bir ucu kirpikli kenardadır, diğer ucuna ise göz kapaklarının açılmasından sorumlu kaslar tutunur. Bunlar; üst kapakta levator palpebra superioris ve Müller kası, alt kapakta ise alt rektus kas fasyasından köken alan alt kapak retraktörleridir. Kapakların en iç tabakası ise konjonktiva ile örtülüdür.

Göz çukuru (orbita) kemiklerinin kenarından tarsa doğru uzanan ve kapakları açan kaslara yapışan, fibröz yapıda orbital septum mevcuttur ve arkasında orbital yağ dokusu bulunur.

Bazı ırklarda göz kapaklarının farklı olması, örneğin asya ırkı ile beyaz ırk arasındaki göz kapağı ve kapak kıvrımı farklılığı, septumun ve orbital yağın yerleşimindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Orbital septum göz kapaklarını orbitadan ayırır, enfeksiyon ve kanamaların yayılımını sınırlar.

Göz kapağı Hastalıkları nelerdir?

Göz kapağı hastalıkları, göz kapaklarında meydana gelen bir dizi rahatsızlığı ifade eder. Bu rahatsızlıklar, göz kapağı kenarındaki cilt, kas, bez ve diğer yapıları etkileyebilir. Bazı göz kapağı hastalıklarının nedeni doğuştan gelen faktörlere bağlı olabilirken bazıları yaşa, enfeksiyonlara veya yaralanmalara bağlı olarak gelişebilir.

Göz kapağı hastalıklarından bazıları şunlardır:

Blefarit: Göz kapağı kenarında enfeksiyon veya iltihaplanma nedeniyle meydana gelir. Göz kapağı kenarında kızarıklık, şişlik, kaşıntı, yanma, kepeklenme, pullanma ve kirpik dökülmesi gibi belirtilere neden olabilir.

Şalazyon: Göz kapağı kenarında yağ bezleri iltihaplanması sonucu meydana gelir. Şişlik, hassasiyet ve ağrı gibi belirtilere neden olur.

Entropiyon: Göz kapağı kenarı içeri doğru döner ve göz küresine baskı yapar. Gözde kızarıklık, yanma, sulanma ve görme bozukluğu gibi belirtilere neden olabilir.

Ektropiyon: Göz kapağı kenarı dışarı doğru döner ve göz küresinden uzaklaşır. Göz kuruluğu, kızarıklık, sulanma ve enfeksiyon riski gibi belirtilere neden olabilir.

Göz kapağı kanseri: Göz kapağında oluşan kanserli tümörlerdir. Göz kapağında şişlik, çukurlaşma, renk değişimi ve yaralar gibi belirtilere neden olabilir.

Kistik lezyonlar: Göz kapağında kistik oluşumlar olarak bilinirler. Şişlik, hassasiyet, kaşıntı ve sertlik gibi belirtilere neden olabilirler.

Eritema: Göz kapağı cildinde kızarıklık, kaşıntı ve yanma gibi belirtilere neden olan bir cilt rahatsızlığıdır.

Göz kapağı hastalıkları, zamanında teşhis ve tedavi edilmezlerse görme kaybı, enfeksiyon ve diğer komplikasyonlara neden olabilirler. Bu nedenle, göz kapağı rahatsızlıkları olan kişilerin bir göz doktoruna başvurması önerilir.

Nasıl tedavi edilir?

Göz kapağı hastalıkları farklı nedenlerden kaynaklanabilir ve bu nedenlere bağlı olarak tedavi yöntemleri de farklılık gösterir.

cerrahi müdahale gerektirirken, bazıları medikal tedavi veya diğer tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilir.

Göz kapağı kistleri ve tümörleri gibi büyümeler genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Cerrahi müdahale sırasında, Bazı göz kapağı hastalıklarının kist veya tümör göz kapağından çıkarılır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Ameliyat sırasında, mümkünse, göz kapağı dokusu mümkün olduğunca korunur ve iyileşme süreci hızlandırılır.

Göz kapağı çevresindeki cilt problemleri, örneğin egzama veya sedef hastalığı gibi dermatolojik hastalıklar, medikal tedavi veya cilt bakım ürünleri kullanılarak tedavi edilebilir. Bununla birlikte, bazı durumlarda, cilt problemleri, özellikle enfeksiyonlar, antibiyotikler veya diğer ilaçlarla tedavi edilmelidir.

Göz kapağı kaslarının fonksiyonel bozuklukları, örneğin göz kapağı düşüklüğü, genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Bu durumda, göz kapağı kasları onarılarak veya kaldırılarak düzeltme yapılır.

Göz kapağı çevresindeki cilt kanserleri, özellikle melanomlar, cerrahi müdahale gerektirir. Bu durumlarda, kanserli dokular göz kapağından çıkarılır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir.

Göz kapağındaki yağ bezlerinin tıkanması nedeniyle oluşan şalazyonlar, sıcak kompresler veya göz damlaları kullanılarak tedavi edilebilir. Şalazyon, genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden iyileşir, ancak ileri durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.

Birçok göz kapağı hastalığı, erken teşhis edildiğinde kolayca tedavi edilebilir. Bu nedenle, düzenli göz muayeneleri önemlidir ve herhangi bir semptom veya rahatsızlık hissedildiğinde bir doktora başvurulması önerilir.

Göz Kapağı Rahatsızlıkları Neden Olur?

Göz kapağı rahatsızlıkları farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Bazı rahatsızlıklar doğuştan gelen yapısal bir bozukluk veya genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkarken, Bazı göz kapağı hastalıklarının  diğerleri yaşlılık, enfeksiyonlar, alerjik reaksiyonlar, yaralanmalar veya bazı hastalıkların yan etkileri gibi sebeplerden kaynaklanabilir.

Bununla birlikte, en yaygın nedenlerden bazıları şunlardır:

Yaşlanma: Göz kapakları, yaşlandıkça zayıflar ve gevşerler. Bu durum, düşük veya sarkık göz kapaklarına, göz altı torbalarına veya göz kapaklarının dışa dönmesine (ektropion) veya içe dönmesine (entropion) neden olabilir.

Enfeksiyonlar: Bakteriyel veya viral enfeksiyonlar, göz kapağı şişmesine, ağrıya ve kızarıklığa neden olabilir. Bunun yanı sıra, kirpiklerin köklerinde iltihaplanma olan hordeolum (göz bebeği) veya kalınlaşmış göz kapaklarına neden olan meibomian bezleri iltihaplanması gibi diğer enfeksiyonlar da mevcuttur.

Alerjiler: Göz kapakları, polen, ev tozu, hayvan tüyleri veya bazı gıdalar gibi alerjenlere maruz kaldığında alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu durum, göz kapaklarında kaşıntı, kızarıklık, şişme ve sulanmaya neden olabilir.

Yaralanmalar: Göz kapağı yaralanmaları, darbeler, kesikler veya yanıklar nedeniyle oluşabilir. Bu durum, göz kapaklarındaki çarpıklık, şişme veya yaralar gibi semptomlara neden olabilir.

Hastalıklar: Bazı hastalıklar, özellikle romatoid artrit, lupus ve tiroid hastalıkları, göz kapağı rahatsızlıklarına neden olabilir. Bunun yanı sıra, bazı nörolojik hastalıklar, kas hastalıkları veya tümörlü durumlar da göz kapaklarındaki rahatsızlıklara yol açabilir.

Göz Kapaklarındaki Başka Şekil Bozuklukları Nelerdir?

Göz kapaklarındaki şekil bozuklukları, göz kapaklarının normal işlevlerini etkileyen ve görünümlerini değiştiren çeşitli koşulları ifade eder. Göz kapaklarındaki şekil bozukluklarına neden olabilecek birçok faktör vardır ve bu koşullar sıklıkla çeşitli semptomlara neden olabilir.

Bazı yaygın göz kapakları şekil bozuklukları şunlardır:

Göz kapaklarının asılı olması: Göz kapaklarının sarkması veya düşmesi, yaşlanma, travma, enfeksiyon, hastalık veya genetik faktörler gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durum göz kapaklarının normal işlevini etkileyebilir ve görme bozukluklarına neden olabilir.

Göz kapaklarındaki kistler: Göz kapaklarındaki kistler genellikle göz kapaklarının içinde veya altında oluşan sıvı dolu keseciklerdir. Bu kistler genellikle Bazı göz kapağı hastalıklarının  zararsızdır, ancak büyüklükleri nedeniyle göz kapaklarına baskı yapabilir ve rahatsızlık yaratabilir.

Göz kapaklarındaki tümörler: Göz kapaklarındaki tümörler nadir olsa da görülebilir. Bu tümörlerin bazıları kanserli olabilir ve hızlı bir şekilde büyüyebilir.

Göz kapaklarındaki enfeksiyonlar: Göz kapaklarındaki enfeksiyonlar, göz kapaklarındaki şişlik, kızarıklık ve ağrıya neden olabilir. Bu enfeksiyonlar genellikle bakteriler veya virüsler tarafından neden olunur ve tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

İlginizi Çekebilir  Arpacık ve Şalazyon

Göz kapaklarındaki şekil bozukluğu: Göz kapaklarındaki şekil bozukluğu, göz kapaklarının doğal şekil ve boyutunu etkileyen bir durumdur. Bu şekil bozuklukları, genellikle doğuştan olabilir ve genellikle sadece kozmetik endişeler yaratabilir.

Göz kapaklarındaki kas zayıflığı: Göz kapaklarındaki kas zayıflığı, göz kapaklarının kapanmasını ve açılmasını kontrol eden kasların işlevini etkileyen bir durumdur. Bu durum genellikle yaşlılık, sinir hastalıkları veya travma gibi nedenlerden kaynaklanır ve göz kuruluğu ve görme bozukluklarına neden olabilir. Göz kapaklarının şekil bozuklukları, göz sağlığına zarar verebilecek çeşitli semptomlara neden olabilir.

Göz Kapaklarındaki Habis Tümörler

Göz kapaklarındaki habis tümörler, nadir görülen ancak ciddi bir sağlık sorunu olan göz kapaklarındaki kanserli tümörlerdir. Göz kapaklarındaki kanserli tümörlerin çoğunluğu basal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom olarak bilinen iki tür kanserdir. Nadir görülen diğer kanser türleri arasında sebase gland adenokarsinom, Merkel hücreli karsinom ve melanom bulunur.

Göz kapaklarındaki habis tümörlerin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, uzun süreli güneşe maruz kalma, sigara kullanımı, açık ten rengi, bağışıklık sistemi baskılanması, enfeksiyonlar, göz kapaklarındaki cilt lezyonları gibi faktörlerin riski artırdığı düşünülmektedir.

Göz kapaklarındaki kanserli tümörlerin belirtileri, göz kapağında şişlik, kızarıklık, kabarcıklar, yaralar, kaşıntı, hassasiyet ve açılmayan göz kapağı gibi değişikliklerdir. Bu belirtilerden herhangi birini fark eden kişiler, derhal bir göz doktoruna başvurmalıdır.

Göz kapaklarındaki kanserli tümörlerin tedavisi, tümörün türüne ve büyüklüğüne bağlı olarak değişebilir. Küçük tümörler genellikle cerrahi olarak çıkarılabilir, ancak daha büyük tümörler için radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi gibi tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Tümörün erken teşhisi ve tedavisi önemlidir çünkü tedavi edilmeyen tümörler, diğer dokulara ve organlara yayılabilir ve yaşamı tehdit eden bir duruma dönüşebilir.

Göz kapaklarındaki kanserli tümörlerin önlenmesi için, güneş ışınlarından korunmak, sigaradan kaçınmak, düzenli olarak cilt kontrolü yaptırmak ve herhangi bir cilt lezyonunu takip etmek önemlidir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek de göz kapaklarındaki kanserli tümörlerin riskini azaltabilir.

Blefarospazm (İstemsiz Göz Kapağı Kasılması)

Blefarospazm, göz kapağı kaslarının istemsiz olarak kasılması nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu kasılmalar, göz kapaklarının kapanmasına, açılmasına veya her iki işlemi de aynı anda yapmaya neden olabilir. Blefarospazm, genellikle göz yorgunluğu, stres, uyku yetersizliği, kafein veya alkol tüketimi gibi nedenlerden kaynaklanabilir, ancak bazı durumlarda altta yatan bir nörolojik rahatsızlıktan da kaynaklanabilir.

Blefarospazm, genellikle iki türde görülür: esansiyel (temel) ve sekonder. Esansiyel blefarospazm, altta yatan bir neden olmadan ortaya çıkan bir durumdur. Sekonder blefarospazm, diğer bir sağlık sorununun (örneğin, Parkinson hastalığı, beyin yaralanması, belirli ilaçlar veya göz enfeksiyonları) bir belirtisi olabilir.

Blefarospazm, hastaların günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. İş yapmayı veya araba kullanmayı zorlaştırabilir ve hatta işe gitmeyi engelleyebilir. Bu nedenle, tedavi önemlidir.

Blefarospazm için tedavi seçenekleri arasında ilaçlar, botulinum toksini enjeksiyonları, cerrahi tedaviler ve alternatif tedaviler bulunur. İlaç tedavisi, blefarospazm semptomlarını azaltmak için kullanılabilir. Botulinum toksini enjeksiyonları, göz kapağı kaslarının aktivitesini azaltarak kasılmaları önleyebilir. Cerrahi tedaviler, göz kapağı kaslarını değiştirerek veya sinirleri keserek blefarospazm semptomlarını azaltabilir. Alternatif tedaviler arasında akupunktur, yoga ve meditasyon gibi yöntemler yer alır.

Blefarospazm, kalıcı bir rahatsızlık olabilir, ancak tedavi edilebilir. Doğru tedavi yaklaşımı, semptomların şiddetini azaltabilir ve hastaların yaşam kalitesini artırabilir.

Allerjik göz hastalıkları ne şekilde tedavi edilmektedir?

Allerjik göz hastalıkları, gözleri etkileyen çeşitli alerjik reaksiyonlar sonucu oluşan rahatsızlıklardır. Alerjik göz hastalıklarının tedavisi, Bazı göz kapağı hastalıklarının semptomların şiddetine, tekrarlanma sıklığına ve hastalığın nedenine bağlı olarak değişebilir.

Tedavi genellikle semptomların hafifletilmesi ve hastalığın nedenlerinin ortadan kaldırılması üzerine odaklanır. İlaçlar, alerjen kaçınma tedavisi ve bazı durumlarda cerrahi müdahale, alerjik göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan yöntemlerdir.

İlaç tedavisi, alerjik göz hastalıklarının en yaygın tedavi yöntemidir. Antihistaminikler, kortikosteroidler, mast hücre stabilizatörleri ve nonsteroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) gibi ilaçlar, alerjik reaksiyonları kontrol altına almaya yardımcı olabilir. Antihistaminikler, alerjenin neden olduğu histamin etkisini engelleyerek kaşıntı, kızarıklık ve gözlerde sulanma gibi semptomları hafifletir. Kortikosteroidler, gözlerdeki iltihaplanma ve şişmeyi azaltarak semptomları hafifletir. Mast hücre stabilizatörleri, mast hücrelerinin alerjenlere verdiği reaksiyonları engelleyerek gözlerdeki kaşıntı ve kızarıklığı azaltır. NSAID’ler, gözlerdeki iltihaplanma ve ağrıyı azaltır.

Alerjen kaçınma tedavisi, semptomların hafifletilmesine yardımcı olabilir ve gelecekteki semptomları önleyebilir. Bu yöntem, alerjik reaksiyonları tetikleyen faktörlerden kaçınarak yapılır. Örneğin, polenlerden kaynaklanan alerjik reaksiyonları azaltmak için açık havada spor yaparken, polen sezonunda evdeki pencereleri ve kapıları kapalı tutmak gibi önlemler alınabilir.

Cerrahi müdahale, alerjik göz hastalıklarının tedavisinde nadiren kullanılır. Bununla birlikte, vakaların bazıları cerrahi müdahale gerektirir. Örneğin, alerjik reaksiyonlardan kaynaklanan göz kapaklarındaki sarkmaları düzeltmek için göz kapağı ameliyatı yapılabilir.

Sonuç olarak, alerjik göz hastalıkları tedavi edilebilir ve semptomları hafifletmek için birçok seçenek mevcuttur. Tedavinin seçimi, semptomların şiddetine ve hastalığın nedenine bağlı olarak değişebilir.

Göz kapağında oluşan iltihabi hastalıkların tedavisi nasıl yapılmaktadır?

Göz kapağı iltihaplanmaları veya enfeksiyonları genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Tedavinin türü, enfeksiyonun nedenine, Bazı göz kapağı hastalıklarının  yaygınlığına ve şiddetine bağlı olarak değişebilir. Antibiyotik kremleri veya damlaları, enfeksiyonu öldürmek ve semptomları hafifletmek için göz kapağına uygulanabilir.

Bununla birlikte, bazı durumlarda, enfeksiyon çok şiddetli veya yaygın olduğunda, sistemik (ağızdan alınan) antibiyotikler veya hastanede tedavi gerekebilir. Göz kapağı iltihaplanmaları veya enfeksiyonları aynı zamanda sıcak kompreslerle veya göz kapaklarının temizlenmesiyle de hafifletilebilir.

Göz kapağı iltihaplanmaları veya enfeksiyonları, tedavi edilmezse, komplikasyonlara neden olabilir. Göz kapağı enfeksiyonları, oküler sellülit (gözün etrafındaki yumuşak dokuların enfeksiyonu) veya oribtal sellülit (gözün arkasındaki dokuların enfeksiyonu) gibi ciddi durumlara ilerleyebilir. Bu nedenle, semptomların fark edilmesi durumunda, bir doktora danışmak önemlidir.

Ayrıca, bazı durumlarda, göz kapağı enfeksiyonları, göz kapağı tümörleri veya diğer göz kapağı hastalıkları ile karıştırılabilir. Bu nedenle, doğru teşhis ve tedavi için bir göz doktoruna veya oftalmoloğa danışmak önemlidir.

Yüz felci sonrası gözde ne gibi değişiklikler olmaktadır ve tedavi ile düzelme sağlanabilir mi?

Yüz felci, yüz kaslarının kontrolünün kaybedilmesi sonucu yüzde asimetrik bir görünüm oluşmasına sebep olan bir durumdur. Bu durum, genellikle bir sinir hasarı sonucu meydana gelir. Sinir hasarı, yüz kaslarını kontrol eden sinirlerin yüz bölgesine ulaşan uçlarının hasar görmesiyle oluşabilir.

Yüz felci sonrası gözdeki değişiklikler değişkenlik gösterebilir. Bu değişiklikler arasında, göz kapaklarının açılmasında güçlük, göz kuruluğu, gözde sulanma, kaşınma, batma, ağrı, görme kaybı, çift görme, ışığa hassasiyet, renk algısında bozukluklar ve göz yuvasının çevresindeki dokularda şişlikler yer alabilir.

Yüz felci sonrası gözdeki değişiklikler, tedavi ile düzeltilebilir. Tedavi yöntemi, yüz felcinin sebebine ve şiddetine bağlı olarak değişebilir. İlk aşamada, göz kuruluğu ve gözyaşı üretimi azaldığından göz damlaları ve merhemler kullanılabilir. Ayrıca göz kapaklarındaki kasların zayıflaması sonucu göz kapağı düşmesi (ptozis) meydana gelebilir ve bu durum cerrahi müdahale gerektirebilir.

Göz kapağı düşmesi (ptozis) durumunda, kasların güçlendirilmesi veya yeniden pozisyonlandırılması amacıyla cerrahi bir işlem olan ptosis cerrahisi uygulanabilir. Gözyaşı kanallarının tıkanıklığından kaynaklanan göz kuruluğu için ise endoskopik yöntemlerle gözyaşı kanallarının açılması gerekebilir.

Yüz felci tedavisi, sinir hasarının sebebine ve şiddetine bağlı olarak farklı yöntemler içerebilir. Bu yöntemler arasında steroidler, antiviral ilaçlar, vitaminler, fizyoterapi, akupunktur, kas gevşetici ilaçlar ve ameliyat yer alabilir.

İlginizi Çekebilir  Enükleasyon Evisserasyon

Tedavi sürecinde göz hekimi, göz kapaklarının konumunu ve göz hareketlerini yakından takip ederek ilerlemenin takibini yapar. Tedavi sonrasında, hastaların göz sağlığı ve yüz simetrisi açısından düzenli olarak kontrol edilmeleri önerilir.

Göz kapağı yaralanmalarında sonra şekil bozukluğu oluşmaması için nelere dikkat etmek gerekir?

Göz kapağı yaralanmaları, kaza, darbe veya kesici aletler gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir ve bu yaralanmalar sonrasında göz kapaklarına zarar verebilir. Bu tür yaralanmalar sonucunda göz kapakları şekil bozukluklarına neden olabilir. Bununla birlikte, Bazı göz kapağı hastalıklarının yaralanmaların şiddeti ve yeri, hasarın ne kadar ciddi olabileceğini belirler.

Göz kapağı yaralanmaları sonrasında, hemen yara üzerinde buz tedavisi uygulamak, şişlik ve morluğu azaltmaya yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra, yaralanan bölgeyi temiz tutmak, enfeksiyon riskini azaltabilir ve hızlı iyileşmeyi sağlayabilir.

Yaralanma sonrasında göz kapağının şekli bozulmuşsa, ameliyat gerekli olabilir. Yaralanmaya bağlı olarak, düzeltme ameliyatları birkaç farklı yöntem kullanarak yapılabilir. Göz kapağı şekil bozukluğunu düzeltmek için klasik cerrahi teknikler, kapatma teknikleri veya dolgu malzemeleri kullanılabilir.

Klasik cerrahi teknikler genellikle daha ciddi yaralanmalarda kullanılır ve ameliyat sırasında hasarlı dokuların düzeltilmesini içerir. Kapatma teknikleri, yaralanma sonrasında göz kapağına uygulanan elastik bantlar veya benzeri malzemelerle hasarlı bölgenin kaplanmasıdır. Dolgu malzemeleri, göz kapağı şeklini düzeltmek için hasarlı bölgenin altına enjekte edilir.

Göz kapağı yaralanmaları sonrasında, bir plastik cerrah veya göz doktoru, hasarın şiddetini ve şekil bozukluğunun ne kadar ciddi olduğunu değerlendirerek, en uygun tedavi yöntemini seçebilir. Ancak, bazı durumlarda, göz kapağı yaralanmalarının tamamen iyileşmesi uzun sürebilir ve şekil bozuklukları kalıcı olabilir. Bu nedenle, hızlı ve uygun bir tedavi yöntemi uygulamak, şekil bozuklukları riskini azaltabilir ve daha hızlı bir iyileşme sağlayabilir.

Göz kapağı tümörlerini tanımak mümkün müdür ve ameliyattan sonra tekrarlar mı?

Göz kapağı tümörleri genellikle yavaş büyüyen kitleler şeklinde ortaya çıkarlar. Erken teşhis edilirse tedavi seçenekleri daha fazla olabilir ve ameliyattan önce tümörün yayılımı belirlenebilir. Göz kapağı tümörleri genellikle basit bir muayene ile tanınabilir. Tümörün tipi, büyüklüğü ve konumu belirlenir ve biyopsi yapılabilir.

Göz kapağı tümörleri ameliyat edildiğinde, çoğu durumda tekrarlama riski düşüktür. Ancak, tümörün tipi, büyüklüğü, konumu ve yayılımı gibi faktörlere bağlı olarak tekrarlama riski farklılık gösterir. Bazı tümörler daha agresif olabilir ve daha yüksek bir tekrarlama riski taşırken, diğerleri daha az agresif ve daha az tekrarlama riski taşır. Ayrıca, tümörün tamamen çıkarılması sırasında göz kapağındaki dokuların zarar görmesi de tekrarlama riskini artırabilir.

Tedavinin ardından, hastalar düzenli olarak kontrol edilmelidir. Doktorunuzun önerdiği sıklıkta kontrole gitmek ve belirtileri izlemek önemlidir. Belirtiler yeniden ortaya çıkarsa, hastaların hemen doktorlarına başvurmaları gerekir. Bu belirtiler arasında göz kapağında şişlik, kızarıklık, ağrı veya his kaybı, göz kapağındaki şekil bozukluğu gibi durumlar yer alabilir. Erken teşhis ve tedavi tekrarlama riskini azaltabilir.

Göz kapağının doğumsal hastalıkları

Doğumsal (konjenital) göz kapağı hastalıkları tek başına olabileceği gibi bazı yüz veya vücut hastalıklarının bir parçası olarak da görülebilir.

Blefarofimozis-ptozis-epikantus inversus sendromu

Blefarofimozis sendromu olarak da adlandırılır. Sıklıkla otozomal dominant kalıtımlıdır, bu nedenle ailede benzer göz kapağı görünümüne sahip bireyler mevcuttur.

Blefarofimozis göz açıklığının küçülmesidir, buna göz kapağı düşüklüğü (ptozis), alt kapaktan göz pınarına doğru uzanan cilt katlantısı (epikantus inversus) ve iki göz pınarı arasındaki yumuşak doku mesafesinin normalden fazla olması (telekantus) eşlik eder.

Tipik bulguların yanısıra, göz kapağında dışa dönme, yüksek kavisli kaşlar, burun kökünde basıklık, kulak bozuklukları da görülebilir. Tedavide aşamalı olarak cerrahi düzeltme yapılır.

Konjenital ptozis

Üst göz kapağının doğuştan düşük olmasıdır. Genellikle levator palpebra superioris kasının gelişimsel bozukluğundan kaynaklanır.

Kasın kasılmasındaki eksiklikten dolayı göz kapağı yeterince kaldırılamaz; aynı zamanda kasın gevşemesi de bozuktur ve aşağı bakışta göz kapağı yeterince aşağı inemez. Kapaktaki kıvrım çizgisi genellikle yoktur veya sağlam göze göre daha siliktir.

Bazı çocuklarda, şaşılık da eşlik edebilir. Kapak düşüklüğü, göz bebeğini kapatarak görmeye engel olur veya göz bebeği açık olsa dahi göze bası oluşturarak astigmatizmayı artırır. Ayrıca kozmetik olarak asimetrik göz kapakları ve yaşıtlarından farklı yüz görünümü çocuğun sosyo-kültürel gelişimini etkiler.

Görme tembelliği için yüksek risk taşıyan ileri evre ptozis varlığında erken dönemde cerrahi tedavi uygulanır. Daha hafif evrelerde ise öncelikle astigmatizmanın ve ambliyopinin tedavisi gözlük ve kapama tedavisi ile yapılır. Çocuk okul dönemine (5-6 yaş) geldiğinde ise cerrahi düzeltme yapılır. Levator palpebra superioris kasının fonksiyonundaki eksikliğe bağlı olarak farklı cerrahi seçenekler uygulanabilir.

İnfantil (kapiller) hemanjiom

Göz kapağının damarsal tümörüdür. Doğumdan 1-2 hafta/ay sonra belirgin hale gelir, yaşamın ilk yılında büyüme gösterir ve takip eden 3-7 yılda küçülür. Görmeye engel oluşturacak kadar büyük olmayan lezyonlar takip edilir ve doğal seyir ile küçülerek kaybolması beklenir. Büyük veya yerleşim nedeniyle görmeye engel olan lezyonlar medikal/cerrahi olarak tedavi edilebilir.

Nevüs flammeus (Porto şarabı lekesi). 

Trigeminal sinir dalının inerve ettiği bölgeye uyumlu, yassı, pembe bir lezyon olarak ortaya çıkar. Sturge-Weber sendromunun bir parçası olabilir. Kendiliğinden düzelme izlenmez ancak dış görüntünün iyileşmesi için lazer tedavisi uygulanabilir.

Diğer

Konjenital ektropiyon veya entropiyon, ankiloblefaron (göz kapaklarının kısmi veya tam olarak yapışık olması), epiblefaron (alt kapakta kirpikleri iten yatay cilt katlantısı), epikantus (göz pınarını örten cilt katlantısı), öriblefaron (göz kapağında sarkma), kolobom (kapağın bir kısmının eksikliği), kriptoftalmus (kaş, göz kapağı, göz açıklığı, kirpikler ve konjonktivanın tam veya kısmi olarak gelişmemesi) ise diğer nadir görülen doğumsal göz kapağı hastalıklarıdır.

   

Göz kapağının edinsel hastalıkları

Şalazyon

Meibomian bez ağızlarının tıkanarak salgının geride birikmesi ve iltihabi reaksiyonu tetiklemesi nedeniyle oluşur. Meibomian bezler, her iki göz kapağında tars içerisinde dikey olarak yerleşirler, ürettikleri yağlı salgıyı kirpikli kenardan salgılayarak gözyaşının lipid tabakasını oluştururlar.

Bezlerin ağzı tıkandığında salgılar tars içerisinde birikir, iltihabi reaksiyon oluşturur, ağrı ve kızarıklığa yol açar. Tedavide erken dönemde sıcak kompres, masaj, topikal antibiyotik ve anti-inflamatuar damlalar kullanılır.

Geç dönemde ise cerrahi olarak şalazyon boşaltılır. Sık tekrar eden şalazyon varlığında; altta yatan cilt hastalığı (gül hastalığı, Rozasea) veya kronik kirpik dibi iltihabı (blefarit) araştırılmalıdır.

Arpacık (Hordeolum)

Sıklıkla bakeriyel kaynaklı bir enfeksiyondur. Kapakta yağ bezlerini (dış hordeolum) veya meibomian bezlerini (iç hordeolum) etkileyebilir. Genellikle kendiliğinden düzelir, sıcak kompres ve antibiyotikli merhemler tedavide yardımcıdır. Nadiren enfeksiyon göz çevresi dokulara yayılabilir veya apseleşebilir.

Entropion

Göz kapağının içe dönmesidir. Yaşlanma ilişkili, spastik veya skatrisyel nedenler ile gelişebilir. Göz kapağının içe dönmesi kirpiklerin göz yüzeyi ile temas etmesine ve şiddetli batma hissine yol açar. Kızarıklık ve sulanma görülür.

İlerleyen dönemde saydam kornea tabakasındaki hasara bağlı olarak kalıcı görme kayıpları gelişebilir. Tedavide nemlendirici damla ve jel, bandaj kontakt lens, kirpiklerin çekilmesi/yakılması, döndürücü dikişler veya cerrahi düzeltme uygulanabilir.

Ektropion

Göz kapağının dışa dönmesidir. Yaşlanma ilişkili olabileceği gibi, skatrisyel, paralitik veya mekanik nedenler ile de oluşabilir. Nedenlere göre belirtilerde farklılık görülebilse de; gözlerde batma, rahatsızlık hissi, kızarıklık, normalde kapakların iç kısmını örten konjonktivanın dışa dönmesi, sertleşmesi ve kızarıklığı gelişir. Tedavide, medikal ajanlara (nemlendirici damla veya jel gibi) ek olarak cerrahi düzeltme yapılır.

Ptozis

Üst göz kapağının düşük olmasıdır. Edinsel pitozis; miyojenik, aponörotik, nörojenik, mekanik veya travmatik nedenler ile ortaya çıkabilir. Görme alanında üstte kısıtlılık yaratır, ptozis sıklıkla aşağı bakışta artar ve okuma güçlüğüne neden olabilir.

İlginizi Çekebilir  Lazer Göz Ameliyatı

Ayrıca göze giren ışık miktarı azalacağından özellikle loş ışıkta ve gece görme keskinliği azalabilir. Muayene sırasında başlıca kapak aralığına, cilt kıvrımına, levator palpebra superioris kasının fonksiyonuna, gözde açık kalma bulgularına, eşlik eden göz, kaş ve yüz bulgularına bakılır ve tedavi bunlara göre planlanır.

Kapak retraksiyonu

Göz kapağının normalden fazla açık olmasıdır. Lokal, sistemik veya santral sinir sistemi ilişkili hastalıklarda görülebilir.

En sık neden ise tiroid hastalığına bağlı göz tutulumudur. Sağlıklı bireylerde, üst göz kapağı gözün renkli kısmını 1-2 mm örter ve alt göz kapağı gözün renkli kısmına teğet geçer.

Üstte ve/veya altta normaden fazla açıklık olması, gözün daha fazla hava ile temas etmesine ve kuruluk belirtilerine yol açar.

Kapak estetiği sırasında özellikle alt kapaktan fazla cilt dokusu alınması alt kapak retraksiyonuna ve gözün tam kapanamamasına neden olabilir. Tedavide, altta yatan nedene göre, yüzey nemlendirici tedaviler, botulinum toksin enjeksiyonu veya cerrahi düzeltme uygulanabilir.

Benign esansiyel blefarospazm

Göz çevresi kaslarda istemsiz kasılmalardır. En sık 40 yaş üstü kadınlarda görülür. Kontrolsüz göz kırpma veya gözlerin kuvvetli yumulması günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığa yol açabilir, bireyler araç kullanmakta, televizyon izlemekte, kitap okumakta zorlanabilir.

Altta yatan nörolojik hastalık veya göz yüzeyindeki hastalıklar dışlandıktan sonra, botulinum toksin enjeksiyonu uygulanır ve sıklıkla fayda sağlar. Tedavinin etkisiz olduğu bireylerde cerrahi seçenekler veya kas gevşetici ajanlar kullanılabilir.

Oküler miyokimi

Göz kapaklarında seğirmedir. Fazla kafein-nikotin kullanımı, yorgunluk, vitamin eksikliği veya kansızlık neden olabileceği gibi nadiren de olsa bazı nörolojik hastalıklarda görülebilir.

Göz Kapağının benign (iyi huylu) Tümörleri

Skuamoz papillom (Et beni)

Göz kapağında en sık görülen benign tümördür. Sıklıkla kapak kenarında, parlak renkli, saplı veya sapsız deri çıkıntılarıdır. Tedavisinde cerrahi eksizyon yeterlidir.

Kutanöz boynuz

Birçok tümöral oluşumda görülebilen, keratin birinkintisidir.

Aslında bir tanı değil, bulgudur. Önemli olan buna neden olan patolojinin biyopsi alınarak netleştirilmesidir.

Seboreik keratoz

Genellikle ileri yaşlarda görülen, yağlı, kahverengi, cilt üzerine yapışmış plak gibi duran lezyonlardır. Premalign (kanser öncüsü) lezyonlar olmamakla birlikte, çok sayıda olmaları veya sayılarının hızla artması vücudun başka bölgelerindeki maligniteler açısından uyarıcı olabilir. Tedavisinde cerrahi eksizyon yeterlidir.

Keratoakantom

İleri yaştaki bireylerin güneşe maruz kalan cilt bölgelerinde, haftalar içinde hızlıca büyüyen, ortasında keratin birikintisi olan, göbekli bir nodül olarak izlenir. Takip ile 6 ay içinde kendiliğinden kaybolabilirler.

Ancak bazı patologlar tarafından skuamöz hücreli karsinomun düşük dereceli bir varyantı olarak değerlendirildiklerinden cerrahi olarak tam eksizyon önerilmektedir.

Aktinik keratoz

Güneşe maruz kalan bölgelerde, çok sayıda, üzerinde beyaz kabuk bulunan papüller olarak ortaya çıkan bu lezyonlar, ciltte en sık görülen premalign (kanser öncüsü) lezyonlardır. Skuamöz hücreli karsinoma dönüşme risklerinden dolayı, tedavide tam eksizyon veya kriyoterapi yapılmalıdır.

Epidermal inklüzyon kisti

Genellikle travma sonrası, epidermisin derin dokulara implantasyonu sonucu oluşan hareketli, sert, yuvarlak cilt altı kitlelerdir. Tedavide tüm kist duvarıyla birlikte eksizyonu önerilir.

Pilar kist

Klinik olarak epidermal inklüzyon kistine çok benzemekle birlikte, kıl foliküllerinin olduğu yerlerde izlenir ve ayrımı ancak patolojik inceleme ile yapılabilir. Tedavide tam eksizyon önerilir.

Epidermoid ve dermoid kistler

Genellikle göz kapağı dış kısmına yerleşen, zaman içinde yavaş büyüyen, ağrısız kitlelerdir. Cilt altındaki kistler orbitaya doğru ilerleyebildikleri gibi bir parçası orbita içerisinde, diğer parçası cilt altında olan (dumbbell-shaped) tipleri de mevcuttur.

Tedavisi kist duvarını mümkünse patlatmadan tümüyle çıkarmaktır. Ancak orbita uzanımı riskinden dolayı, cerrahi öncesinde görüntüleme yapmakta fayda vardır.

Milia

Sebase (yağ) bezlerinden köken alan, sert, çok sayıda lezyonlar olarak karşımıza çıkarlar. Genellikle göz kapakları ve yanak bölgelerinde izlenirler. Tedavisi cerrahi eksizyon veya ponksiyon ile içeriklerinin boşaltılmasıdır.

Zeis kisti

Kapak kirpikli kenarda bulunan, yağ salgılayan bezlerin (Zeis) kanallarının tıkanmasıyla meydana gelirler. Yağsı, sarımtırak içeriği olan bu kistlerin tedavisi cerrahi eksizyondur.

Moll kisti (Apokrin hidrokistom)

Kapak kirpikli kenarda bulunan bir başka bez olan Moll bezlerinin kanallarının tıkanıp bezin şişmesi sonucu oluşurlar. Moll bezleri apokrin ter bezleri olduğu için sıvı içerikleri şeffaf veya süt kıvamında olabilir. Tedavisinde cerrahi eksizyon yeterlidir.

Ekrin hidrokistom

Kapak cildindeki ter bezlerinin içeriklerini boşaltamayıp şişmeleri sonucu görülürler. İçerikleri Moll kistiyle benzerlik gösterir. Cerrahi eksizyon tedavi için yeterlidir.

Siringoma

Ter bezlerinden köken alan siringomalar, yoğun olarak alt kapak cildinde, çok sayıda, küçük nodüller olarak görülürler. Çoğunlukla genç kadın bireylerde izlenirler ve tedavileri cerrahi eksizyon, radyofrekans veya elektrokoter ile destrüksiyondur.

Piyojenik granülom

Genellikle travma veya cerrahi sonrası hızlıca büyüyen, dokunmayla kolaylıkla kanayan, parlak kırmızı-pembe renkli vasküler bir lezyondur. Tedavide cerrahi eksizyon yeterlidir.

Nörofibrom

Herhangi bir cilt bölgesinde, çok sayıda, yumuşak, parlak lezyonlar olarak ortaya çıkarlar. Nörofibromatozis 1 ile birlikte görülen pleksiform nörofibrom, üst göz kapak düşüklüğüne (ptozis) ve kapakta “S” şeklinde bir şekil bozukluğuna neden olur. Palpasyonda “kurtçukların parmak altında kayması” hissiyatı verir. Tedavi olarak cerrahi uygulanabilir ancak, genellikle lezyonlar çok yaygındır ve nüks edebilirler.

Ksantelazma

Genellikle orta-ileri yaştaki bireylerin göz kapaklarının medial (iç) bölgelerinde, yumuşak, sarı renkli ciltten kabarık plaklar olarak izlenirler. Hiperlipidemi ile bağlantılı olabildikleri için, etkilenen bireylerin kan lipid düzeylerine bakılmasında fayda vardır. Tedavi olarak cerrahi eksizyon, lazer ablasyon yapılabilse de nüksleri sık görülür.

Çiller

Güneşe maruz kalmış açık tenli ve bronzlaşan kişilerde sıklıkla görülür. Çok sayıda, küçük, kahverengi maküller olarak ortaya çıkarlar. Tedavileri gerekmez sadece güneşten korunma önerilir.

Molluskum kontagiosum

Viral bir cilt enfeksiyonu sonucu oluşan, kabarık, parlak, peynirimsi içeriğe sahip, göbekli nodüller olarak izlenirler. AIDS hastalarında çok sayıda ve birleşik olarak ortaya çıkarlar.

Genellikle 3-12 ay içinde kendiliğinden kaybolurlar. Ancak iyileşmeyi hızlandırmak, başka bireylere bulaşmasını önlemek ve komplikasyonları önlemek için; basit eksizyon, insizyon-küretaj, kriyoterapi veya elektrodestrüksiyon uygulanabilir.

Göz kapağının malign (kötü huylu) tümörleri

Bazal hücreli karsinom

Bazal hücreli karsinom en sık görülen malign kapak tümörüdür. Beyaz ten, mavi göz, sigara kullanımı ve çocukluk/gençlik döneminde uzun süre güneş ışığı maruziyeti bazal hücreli kanser gelişimi için risk faktörüdür.

En sık göz pınarında ve alt kapakta yerleşir. Kabarık ve sert bir kitle olarak görülür, üzerinde damarsal yapılar veya ülser gelişebilir.

Skuamöz hücreli karsinom

İkinci sıklıkta görülen göz kapağı malign tümörü skuamöz hücreli karsinomdur ve bazal hücreli karsinoma göre daha agresif seyreder, metastaz riski yüksektir.

Sebase bez karsinomu

Sebase karsinom veya sebase bez karsinomu ise kapak bezlerinden köken alır ve oldukça agresif bir tümördür.

Malign melanom

Malign melanom, tüm cilt lezyonlarının %1-2’sini, göz kapağı tümörlerinin %0,1’ini oluşturur; ancak cilt kanserine bağlı ölümlerin %75’inden sorumludur. 20 yaşından sonra yeni oluşan tüm pigmente cilt lezyonlarına melanom açısından şüpheli yaklaşmak gerekir. Herhangi bir et beninin; açık-koyu değişken renkte alanlarının bulunması, sınırlarının düzensiz olması, büyüme göstermesi, üzerinde ülser gelişmesi veya kanaması melanom açısından uyarıcı olmalıdır.

Diğer

Kaposi sarkomu ve merkel hücreli karsinom ise daha nadir görülen göz kapağı tümörleridir.

Tedavi

Malign tümörlerin tedavisi cerrahidir ve çevredeki sağlam doku ile birlikte geniş çıkarılması gerekir.  Bazı tümörlerde cerrahi öncesi kemoterapötik ajanlar kullanılarak tümörün küçültülmesi denenebilir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Tedavi Fiyatları 2024

Göz Kapağı Düşüklüğü Tedavi Fiyatları 2024 hakkında bilgi almak için bizlere ulaşabilirsiniz.